Bölüm:   2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13
1Tanrı, peyderpey ve çeşitli yollarla peygamberler aracılığıyla eski zamanlarda atalara seslenmiş olup 2bu günlerin sonunda bize Oğul aracılığıyla seslendi. O’nu her şeyin mirasçısı olarak atadı ve O’nun aracılığıyla evrenin çağlarını kurdu. 3Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı, özünün izi olarak ve O’nun kuvvetinin sözüyle her şeyi devam ettirerek günahlarımızın arınmasını Kendi aracılığıyla sağladıktan sonra Azametina sağında, yükseklerde oturdu. 4Miras aldığı ismin meleklerinkinden mükemmel olduğu derecede onlardan üstün oldu.5Meleklerin hangisine herhangi bir zamanda, “‘Sen Oğlumsun, bugün Sen Benden doğdun’” ve tekrar, “Ben ona Baba olacağım ve o Bana Oğul olacak” dedi? 6İlk Doğanı yeryüzüne tekrar getireceği zaman, “Bütün melekler O’na tapınsınlar” diyor.7Melekler hakkında, “Ruhları O’nun melekleri ve ateşin alevini O’nun hizmetkârları Yapan” derken 8Oğul hakkında, “‘Senin tahtın, ey Tanrı, ebediyen kalıcıdır. Krallığının asası adalet asasıdır. 9Doğruluğu sevdin ve kanun tanımazlıktan nefret ettin. Bu yüzden Tanrı, Senin Tanrın, sevinç yağıyla Seni arkadaşlarından daha fazla meshetti’” 10ve “‘Sen başlangıçta, Rab, dünyanın temelini attın ve gökler ellerinin eserleridir. 11Onlar yok olacak ama Sen kalırsın. Hepsi bir giysi gibi eskiyecek. 12Bir pelerin gibi onları düreceksin. Değiştirilecekler. Ama Sen aynısın ve yılların bitmez.’” 13Ama meleklerin hangisine herhangi bir zamanda “Ben düşmanlarını ayaklarına iskemle olarak koyana dek sağımda otur” demiştir? 14Kurtuluşu miras almak üzere olanlar için hizmete gönderilen görevli ruhlardır hepsi değil mi?
a1:3 “Azamet”: “Ululuk” anlamına gelir.
Bölüm 1: Yazılı ve sesli anlatım
1Bundan dolayı akıntıya kapılmayalım diye zihnimizi duyulmuş şeylere çok daha dikkatlice çevirmemiz lâzım. 2Çünkü melekler aracılığıyla bildirilmiş söz sabit olup her suç ve itaatsizlik adil karşılık aldıysa, 3bu denli büyük kurtuluşu umursamazsak biz nasıl kaçacağız? Bu kurtuluş ilk olarak Rab aracılığıyla bildirilmeye başlandı ve onu duymuş olanlar tarafından bize teyit edildi. 4Belirtiler, harikalar, çeşitli mucizeler ve Kendi isteğine göre Kutsal Ruh’un dağıtımlarıyla Tanrı da buna tanıklık etti.5Çünkü bahsetmekte olduğumuz gelecek dünyayı meleklerin yetkisi altına koymadı 6ancak biri bir yerde şöyle tanıklık etti: “İnsan nedir ki onu anasın veya insanoğlu nedir ki onunla ilgilenesin? 7Onu meleklerden biraz aşağı alçalttına. Yücelik ve onur tacını ona giydirdin, onu ellerinin işleri üzerine atadın. 8Her şeyi onun ayakları altına koydun.” Çünkü Tanrı her şeyi insanın ayaklarının altına koyduğu zaman, insana bağımlı kılınmamış hiçbir şeyi bırakmadı. Ancak şu an her şeyi insana bağımlı kılınmış olarak henüz görmüyoruz.9Ama Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye meleklerden biraz aşağı alçaltılmışb olan İsa’yı, ölüm acısından dolayı yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz.10Çünkü birçok oğulu yüceliğe getirirken onların kurtuluşunun Reisi’ni acılarla tamamlaması, her şeyin varoluşunun sebebi ve var edeni Olan’a uygundu.11Çünkü hem kutsal kılan hem de kutsal kılınanların hepsinin Bir’denc olmalarından dolayı onlara kardeşler olarak hitap etmekten utanmıyor. 12Şöyle diyor: “İsmini kardeşlerime duyuracağım. Topluluk içinde Seni ilahiyle öveceğim.” 13Ve tekrar, “Ben O’na güveneceğim.” Ve yine, “İşte ben ve Tanrı’nın bana verdiği çocuklar.” 14Bu çocuklar et ve kandan paydaş oldukları için O da benzer şekilde aynı şeylerden pay aldı ki ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis'i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılsın 15ve ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca kölelik boyunduruğu altında kalanların hepsini salıversin.16Çünkü meleklere yardım etmediği ancak İbrahim’in soyuna yardım ettiği kesindir.17Bundan dolayı, halkın günahlarına kefaret sağlaması için Tanrı’ya yönelik gereklerle ilgili olarak merhametli ve sadık bir başkahin olsun diye, her yönden kardeşlere benzemeliydi. 18Çünkü denenmiş olmakla Kendisi zorluk yaşadığı için, denenmekte olanlara yardım edebilir.
a“Onu meleklerden biraz aşağı alçalttın” ya da “Kısa zaman için onu meleklerden aşağı alçalttın”
b“meleklerden biraz aşağı alçaltılmış" ya da “kısa zaman için meleklerden aşağı
alçaltılmış”
c”Bir’den”: “Bir zattan” anlamına gelir
Bölüm 2: Yazılı ve sesli anlatım
1Bundan dolayı, kutsal kardeşler, göksel çağrıya paydaş olanlar, ikrarımızın Elçisi ve Başkâhini İsa Mesih’i düşününüz. 2Musa’nın da yaptığı gibi evinin tümünde O’nu atamış olan Tanrı’ya sadık kaldı. 3Çünkü bir evi inşa eden kişi, o evden ne derece fazla onura sahipse, İsa da, Musa’dan daha fazla yüceliğe layık görülmüştür. 4Çünkü her ev biri tarafından inşa edilir, her şeyi inşa etmiş olan da Tanrı’dır. 5Musa, söylenecek olanlar hakkında tanıklık ederek, bir hizmetkâr olarak Tanrı’nın bütün evinde sadıktı. 6Ama Mesih, Oğul olarak O’nun evi üzerine sadıktır. Eğer bu umudun güvenini ve kıvancını sona kadar sıkı tutarsak, bizler O’nun eviyiz. 7Bu yüzden Kutsal Ruh’un dediği gibi, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, 8hiddetlendirmedeki, çöldeki deneme günündeki gibi yüreklerinizi katılaştırmayınız. 9Atalarınız Beni orada denediler. Kırk yıl boyunca Beni sınadılar ve yaptığım işleri gördüler. 10Bu yüzden o kuşağa darıldım ve ‘Yürekte sürekli sapıyorlar; onlar yollarımı tanımadılar da’ dedim. 11Öfkemde ant içtiğim gibi, ‘istirahatime girmeyecekler.’” 12Kardeşler, yaşayan Tanrı’dan uzaklaşmaya neden olan imansızlık barındıran kötü bir yüreğin hiç birinizde bulunmamasına dikkat ediniz. 13Aksine, sizlerden hiç kimsenin günahın aldatıcılığından katılaşmaması için “bugün” denildiği sürece her gün birbirinizi teşvik ediniz. 14-15Çünkü eğer, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, hiddetlendirmedeki gibi yüreklerinizi katılaştırmayınız” denildikçe, iman özünün başlangıcını sona kadar sıkı tutarsak Mesih’e paydaş olmuşuz. 16Sonuçta kimler duyup hiddetlendirdi? Musa aracılığıyla Mısır’dan çıkmış olanların hepsi değil mi? 17Kime kırk yıl dargın kaldı? Cesetleri çölde düşen günah işlemiş olanlara değil miydi? 18O’nun istirahatine girmeyeceklerini, itaatsizlik etmiş olanlara ant içmediyse kime ant içti? 19Sonuçta imansızlık yüzünden giremediklerini görüyoruz.
Bölüm 3: Yazılı ve sesli anlatım
1Bunun için istirahatine girmek için bir vaat bulunmaktayken sizden birinin ona erişmemiş görünmesinden korkalım. 2Çünkü biz de onlar gibi müjdelendik ama duyanlarda imanla birleştirilmediğinden, duydukları sözün onlara faydası olmadı. 3İşlerinin dünyanın kuruluşundan beri tamamlanmış olmalarına rağmen “Öfkemde ant içtiğim gibi, ‘istirahatime girmeyecekler’” dedi. Bu sözün esasına göre, biz inanmış olanlar O’nun istirahatine gireriz. 4Yedinci günle ilgili olarak bir yerde şöyle demiştir: “Ve Tanrı yedinci günde tüm işlerinden dinlendi.” 5Ve tekrar şöyle demiştir: “‘istirahatime girmeyecekler.’” 6Buna göre kaldı ki bazıları ona girecekler ve daha önce müjdelenmiş olanlar itaatsizlikten dolayı giremediler. Bu yüzden 7bunca zaman sonra Davut’ta seslenerek tekrardan “bugün” diye bir gün belirliyor, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, yüreklerinizi katılaştırmayınız” diye söylediği gibi. 8Çünkü Yeşu onları istirahate kavuştursaydı, Tanrı sonradan gelecek başka bir gün hakkında söz etmezdi. 9Sonuç olarak Tanrı’nın halkına bir Şabat istirahati kalıyor. 10Tanrı’nın Kendi işlerinden istirahat ettiği gibi O’nun istirahatine girmiş olan da işlerinden dinlenmektedir. 11Buna göre aynı itaatsizlik örneğine kimse düşmesin diye o istirahate girmeye gayret edelim. 12Çünkü Tanrı’nın sözü diri, etkili ve iki ağızlı her kılıçtan keskindir. Canı ve ruhu, eklemleri ve ilikleri birbirlerinden ayırana kadar delmekte ve yüreğin düşünceleriyle kanaatlerini sezinleyebilmektedir. 13O’nun önünde görünmez hiçbir varlık yoktur; tam tersine, hesap vereceğimiz Tanrı’nın gözlerine her şey çıplak ve açıktır. 14Göklerden geçmiş büyük Başkâhinimiz – Tanrı’nın Oğlu İsa – olduğu için ikrarımızı sıkı tutalım. 15Çünkü zayıflıklarımıza paydaşlık duyamayan bir başkâhinimiz yok ancak O her durumun benzerini günah işlemeden yaşamıştır. 16Buna göre, merhamet alalım ve zamanında yardımı olması için lütuf bulalım diye lütuf tahtına güvenle yaklaşalım.
Bölüm 4: Yazılı ve sesli anlatım
1Çünkü her başkâhin, hem bağış sunularını hem de günahlar için kurbanları sunmak üzere, Tanrı’ya yönelik görevlerde insanlardan belirlenip insanlar adına atanır. 2Bilgisiz olanlara ve yoldan sapanlara acıyabilir çünkü kendisi de zayıflıkla kuşatılmıştır. 3Bundan dolayı halk için olduğu gibi, kendisi için de günahlara karşılık olarak sunu getirmelidir. 4Kimse kendi kendine başkâhin olma şerefini almaz; ancak Harun gibi, Tanrı tarafından çağrılan kişi [bu görevi alır]. 5Böylece Mesih de başkâhin olmak için kendi kendini yüceltmedi; aksine O’na “Sen Oğlumsun, bugün Sen Benden doğdun” diyen Tanrı [O’nu atadı]. Yine Tanrı başka bir yerde de şöyle dedi: 6“Sen Melkisedek kâhinlik nizamına göre ebediyen kâhinsin.” 7Bedeninde bulunduğu günlerde, güçlü feryat ve göz yaşlarıyla O’nu ölümden kurtarabilecek güçte olan Tanrı’ya dilekler ve yalvarışlar sunup hürmetkârlığından dolayı işitilmişken, 8Oğul olduğu halde, çektiği acılardan itaati öğrendi. 9-10Tamamlanmış ve Melkisedek kâhinlik nizamına göre Başkâhin olarak Tanrı tarafından atanmış olup O’na itaat edenlerin hepsi için ebedi kurtuluşun kaynağı oldu. 11Bununla ilgili söyleyecek sözümüz çok, ama kulaklarınız işitmekte ağırlaştığından anlatması zordur. 12Çünkü bunca zaman sonra sizler öğretmenler olmalıyken, sizin Tanrı’nın sözlerinin başlangıç ilkelerini size öğretecek birine tekrar ihtiyacınız var ve katı yiyecek yerine süte ihtiyaçlı olmuşsunuz.13Çünkü süte bağlı olan herkes bebek olduğu için doğruluk sözüyle ilgili deneyimsizdir. 14Oysa katı yiyecek olgunlara aittir; deneyim yoluyla duyuları iyi ile kötüyü ayırt etmek için eğitilmişlerdir.
Bölüm 5: Yazılı ve sesli anlatım
1-2Bunun için Mesih’le ilgili başlangıç sözünü geride bırakıp; ölü işlerden tövbe, Tanrı’ya iman, ritüel yıkamalarla ilgili öğreti, el koyma, ölümden diriliş ve ebedi yargı konuları hakkında tekrar temel atmadan, olgunluk üzerine yönlendirilelim. 3Tanrı izin verirse bunu yapalım. 4Çünkü bir kez aydınlanmış, göksel armağanı tatmış, Kutsal Ruh’a paydaş olmuş, 5Tanrı’nın iyi sözünü ve gelecek çağın kuvvetlerini tadıp 6düşmüş olanları tövbe konumuna yenilemek imkânsızdır; Tanrı’nın Oğlu’nu kendileri için tekrar çarmıha germekte ve aşağılanmaya maruz bırakmaktadırlar. 7Çünkü üzerine sıkça yağan yağmuru içen ve kimler için işleniyorsa onlara faydalı bitki üreten toprak Tanrı’dan bereket alır. 8Ancak dikenler ve devedikenleri üreten arazi yararsız ve lanete yakındır; sonu yakılmaktır. 9Böyle konuşsak da, sevgili kardeşler, sizinle ilgili daha iyi ve kurtuluşa ait şeylerden eminiz. 10Çünkü Tanrı adaletsiz değildir; işinizi, kutsallara hizmet etmiş ve hizmet etmekte olmakla O’nun ismine gösterdiğiniz sevgiden kaynaklanan emeği unutmaz. 11-12Ama, tembel olmak yerine imanla ve sabretmekle vaatleri miras alanların örneğine uyan kişiler olmanız için sona kadar umudun tam güvenine sahip olmaya her birinizin aynı gayreti göstermesini arzu ediyoruz. 13-14Çünkü Tanrı İbrahim’e vaatte bulunduğu zaman, ant içecek daha üstün bir varlık olmadığı için, “Seni bereketledikçe bereketleyecek ve çoğalttıkça çoğaltacağım” diyerek Kendi üzerine ant içti. 15Ve böylece İbrahim sabrederek vaade kavuştu. 16İnsanlar ise daha büyük bir varlığın üzerine ant içerler ve her tartışmanın sonu antla bağlanır. 17Ant aracılığıyla tasarısının değişmezliğini vaadin mirasçılarına daha da fazla göstermek isteyen Tanrı, antla araya girdi. 18Önümüzdeki umuda tutunmak için sığınmaya kaçan bizler güçlü teşviğe sahip olalım diye Tanrı, yalan söylemesi imkânsız olan iki değişmez eylem aracılığıyla bunu yaptı. 19-20Canın bir çapası olarak bu umuda sahibiz. Bu umut hem güvenilirdir hem de sabittir. Melkisedek kâhinlik nizamına göre ebediyen Başkâhin olmuş İsa’nın bizim için Öncü olarak girdiği perdenin arkasına bu umut giriyor.
Bölüm 6: Yazılı ve sesli anlatım
1Çünkü kralları kılıçtan geçirmekten dönen İbrahim’i karşılayan ve onu bereketleyen yüce Tanrı’nın kâhini, Şalem Kralı olan bu Melkisedek’e 2İbrahim her şeyden ondalık ayırdı. Melkisedek önce “Doğruluk Kralı,” sonra da “Şalem Kralı,” yani “Esenlik Kralı,” olarak çevrilir. 3Babasız, annesiz, soyağacı olmayan, günlerinin ne başlangıcı ne de sonu olan, Tanrı’nın Oğlu’na benzeyen bu Melkisedek sonsuza dek kâhin olarak kalacaktır. 4Aile reisi İbrahim’in ganimetlerden ondalık verdiği bu kişinin ne kadar büyük olduğuna bakın. 5Bir yandan kâhinlik görevini alan Levi Oğullarının Yasa’ya göre halktan, yani İbrahim’in bedeninden gelmiş olmalarına rağmen kardeşlerinden, ondalık alma buyruğu vardır. 6Ama diğer yandan soyağacı onlardan köklenmeyen bir kişi İbrahim’den ondalık aldı ve vaatlere sahip olanı bereketledi. 7Tartışılmazdır ki; daha küçük olan daha büyük olan tarafından bereketlenir. 8Ayrıca bir yanda ölümlü insanlar ondalık alırlar, ama burada yaşamakta olduğuna tanıklık edilen bir kişi ondalık aldı. 9Hatta denebilir ki; İbrahim aracılığıyla, ondalık alan Levi dahi ondalık ödedi. 10Çünkü Melkisedek İbrahim’i karşıladığı zaman Levi hâlâ atasının bedenindeydi. 11Buna göre ruhsal eksiksizlik Levi kâhinliği aracılığıyla olsaydı (çünkü bu kâhinliğe dayalı olarak Yasa halka verildi), “Harun kâhinlik nizamına göre” demek yerine, Melkisedek kâhinlik nizamına göre başka bir kâhinin ortaya çıkmasına ne gerek kalırdı? 12Sonuçta kâhinlik değişince mecburen yasa da değişir. 13Zira söz konusu olan kişi, sunakla ilgilenmiş olan kimsenin bulunmadığı başka bir oymağa bağlıydı. 14Çünkü bellidir ki; Rabbimiz, kâhinlikle ilgili olarak Musa’nın hiç bahsetmediği Yahuda oymağından ortaya çıktı. 15-16İnsan soyuna bağlı bir yasa buyruğuna dayalı olarak ortaya çıkmak yerine yok edilmez bir hayatın gücüne dayalı olarak, Melkisedek benzerliğinde başka bir kâhin ortaya çıkarsa, dediğimiz daha da çok bellidir. 17Çünkü şöyle tanıklık ediliyor: “Sen Melkisedek kâhinlik nizamına göre ebediyen kâhinsin.” 18Zira zayıf ve yararsız olması nedeniyle önceki buyruk kaldırılıyor. 19Çünkü Yasa hiçbir şeyi eksiksiz kılmadı. Yasa, daha iyi bir umudun gelişine araç oldu. Bu umut aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşırız. 20-22Bir yandan Harun oğulları, ant olmadan kâhin oldular. Ama diğer yandan İsa, Kendisine “Rab ant içti ve üzüntü hissetmeyecek: ‘Sen Melkisedek kâhinlik nizamına göre ebediyen kâhinsin’” diyenin aracılığıyla kâhin oldu. İsa ant olmadan değil, antla kâhin olması ne derecede üstünse o ölçüde, daha iyi bir antlaşmanın kefili oldu. 23Harun Oğullarının devam etmeleri ölümle engellendiği için, onlardan çok sayıda kişi kâhin oldu. 24Ancak İsa, ebediyen hayatta kaldığı için sonsuza dek kâhinliğe sahiptir. 25Bundan dolayı O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları sonsuza dek kurtaracak güçtedir. Onlara aracılık etmek için her zaman yaşamaktadır. 26Çünkü böyle bir başkâhin – kutsal, masum, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış ve göklerden daha yükseğe yükselmiş – bize uygundu. 27Evvelki başkâhinler gibi her gün önce kendi günahları, sonra halkın günahları için kurbanlar sunma mecburiyeti yoktu. Çünkü İsa, kendisini sunmakla bunu tek bir kez yaptı. 28Çünkü Yasa, zayıflığı olan insanları başkâhinler olarak atar ama Yasa’dan sonra gelen ant sözü, ebediyen tamamlanmış Oğul’u başkâhin olarak atar.
Bölüm 7: Yazılı ve sesli anlatım
1-2Söylenilen sözlerin ana noktası şudur: göklerde Azamet’in tahtının sağında oturmuş, kutsal yerlerin ve asıl çadırına Hizmetkârı olan böyle bir Başkâhinimiz vardır. Bu çadırı, insan değil, Rab kurdu. 3Her başkâhin bağış sunuları ve kurbanlar sunmak için atanır. Bu yüzden bizim Başkâhinimiz’in de sunacak bir şeyi olmasının zorunluluğu vardır. 4Eğer yeryüzünde olsaydı, kâhin olmazdı. Çünkü Yasa’ya göre bağış sunuları sunan kâhinler vardır. 5Musa çadırab şekil vermek üzereyken, kendisi şöyle uyarıldı: “Bak,” Tanrı diyor, “her şeyi dağda sana gösterilen kalıba göre yapacaksın.” Böylece kâhinler göksel gerçeklerin örneği ve gölgesi olan bir çadıra hizmet ediyorlar. 6Ama şimdi bizim Başkâhinimiz, daha iyi vaatlere dayalı olarak yürürlüğe alınmış daha iyi bir antlaşmanın Aracısı olması derecesinde, daha mükemmel bir hizmete kavuşmuştur. 7Çünkü bahsettiğimiz birinci antlaşma kusursuz olsaydı, ikinci bir antlaşmaya ihtiyaç olmazdı. 8Tanrı kusur bulduğu için halkına şöyle diyor: “‘İşte, günler geliyor,’ diyor Rab. ‘İsrail evi ve Yahuda evi ile yeni bir antlaşma akdedeceğim; 9bu, Mısır’dan çıkarmak için onların elini tuttuğum gün atalarıyla yaptığım antlaşma gibi olmayacak. Çünkü onlar antlaşmamda kalmadılar ve Ben de bu yüzden onlara aldırış etmedim,’ diyor Rab. 10‘Çünkü o günlerden sonra İsrail evi ile yapacağım antlaşma şudur’ diyor Rab: ‘Yasalarımı onların zihnine koyarak onların yüreğine yazacağım. Onların Tanrı’sı olacağım ve onlar Benim halkım olacaklar. 11Rab’bi tanı diye kimse yurttaşını ve kimse kardeşini eğitmeyecek. Çünkü küçüğünden büyüğüne kadar hepsi Beni tanıyacaklar. 12Çünkü kötülüklerine karşı lütufkâr olacağım, günahlarını ve kanun tanımazlıklarını bir daha asla anımsamayacağım.’” 13 “Yeni” demekle birinicisini eski kılmıştır. Eskiyen ve yaşlanan ortadan kaybolmaya yakındır.
a “asıl çadır” : bkz. ayet 5
b Bu çadır, Musa’ya verilen Yasa’da Tanrı’nın İsrail için emrettiği toplumsal ibadet yeriydi.
Bu ibadet yeri, Tanrı’nın göksel huzurunu (“asıl çadırı,” ayet 1-2) resmediyordu. Bkz. İbraniler 9:1-12.
Bölüm 8: Yazılı ve sesli anlatım
1Birinci antlaşmanın da hizmet nizamları vardı. Dünyasal olan kutsal yer de ona aitti. 2İçinde kandillik, masa ve masaya konulan ekmeklerin bulunduğu birinci çadır kuruldu; buraya “Kutsal Yer” denir. 3İkinci perdeden sonra “En Kutsal Yer” denilen çadır vardı. 4Bu çadırın altın buhur sunağı ve her yanı altınla kaplanmış antlaşma sandığı vardı. Sandıkta altın mana testisi, Harun’un filizlenmiş değneği ve antlaşma levhaları vardı. 5Sandığın üstünde, kefaretgâhı gölgeleyen izzetli keruvlar vardı. Bunların ayrıntılarıyla ilgili konuşmak için, şu an uygun bir zaman değildir. 6Bu çadırlar böylece kurulduktan sonra, hizmetleri gerçekleştiren kâhinler her zaman birinci çadıra girerlerdi. 7Ama ikinci çadıra yalnız başkâhin, yılda bir girerdi. Başkâhin, kendisinin ve halkın bilmeden işledikleri suçlar için sunduğu kan olmadan buraya girmezdi. 8Kutsal Ruh, birinci çadır var olduğu sürece En Kutsal Yer’e giden yolun henüz açıkça gösterilmemiş olduğunu belli ediyordu. 9Bu çadır, şimdiki zamana yönelik bir kıssadır: ibadet eden kişiyi vicdanen eksiksiz kılamayan bağış sunuları ve kurbanlar sunulmaktadır. 10Sadece yiyecekleri, içecekleri, çeşitli yıkamaları ve bedensel ilkeleri kapsayan bu nizamlar, düzeltilme zamanına dek uygulamaya kondular. 11Fakat Mesih, gelmek üzere olan iyi şeylerin Başkâhini olarak ortaya çıktığı zaman, elle yapılmış olmayan, yani bu yaratılışa ait olmayan, daha büyük ve daha mükemmel çadırdan, 12tekelerin ve danaların kanı aracılığıyla değil, Kendi kanı aracılığıyla, bir defa En Kutsal Yer’e girdi. Kefaretle ebedi kurtuluşu elde etmiştir. 13Çünkü boğalarla tekelerin kanı ve murdar olanlar üzerine serpilen düve külü, bedenin temiz sayılması için kutsallaşma sağlıyorsa, 14ebedi Ruh aracılığıyla Kendisini Tanrı’ya lekesiz olarak sunmuş olan Mesih’in kanı, yaşayan Tanrı’ya hizmet etmeniz için vicdanınızı ölü işlerden ne denli fazla temizleyecektir! 15Bundan dolayı, çağrılmış olanlar ebedi miras vaadine kavuşsunlar diye, Mesih Yeni Antlaşma’nın Aracısıdır. Birinci antlaşma çerçevesinde işlenmiş suçların fidyesini sağlayan ölüm gerçekleşmiş oldu. 16Çünkü nerede bir vasiyetname varsa, vasiyeti hazırlayanın ölümünün beyanı gerekir. 17Vasiyeti hazırlayan kişi sağ iken vasiyet etkin olmadığından, vasiyetnameler ölüler üzerine yürürlüğe girmektedirler. 18Bundan dolayı birinci antlaşma da kan olmadan yürürlüğe alınmadı. 19Çünkü Musa, Yasa’nın belirttiği her buyruk kendisi tarafından bütün halka bildirildikten sonra, su, kızıl yapağı ve zufaotuyla beraber danalarla tekelerin kanını alarak hem kitabın kendisinin hem de bütün halkın üzerine kan serpti. 20“Tanrı’nın size emrettiği antlaşmanın kanı budur.” dedi. 21Ayrıca hem çadıra hem de tapınma hizmetine ait bütün kapların üzerine benzer şekilde kan serpti. 22Yasa’ya göre hemen her şey kanla temiz kılınır ve kan dökülmeden bağışlama olmaz. 23Böylece göklerdeki şeylerin örneklerinin bunlarla, fakat göksel şeylerin kendilerinin bunlardan daha iyi kurbanlarla temiz kılınmalarına gerek vardı. 24Çünkü Mesih, asıllarının sureti olan elle yapılmış kutsal yerlere girmedi. Aksine, şimdi bizim uğrumuza Tanrı’nın huzurunda bulunmak için cennetin ta kendisine girdi. 25Başkâhin, her sene kendisinin olmayan kanla En Kutsal Yer’e girer. Mesih’in cennete girmesi, kendisini bu şekilde çok kez sunmak üzere değildi. 26Öyle olsaydı, dünyanın kuruluşundan beri çok kez acı çekmesi gerekirdi. Ancak şimdi, çağların sonunda kurban oluşuyla günahı ortadan kaldırmak için, tek bir defa ortaya çıkmıştır. 27İnsanlar için, bir kez ölmenin ve bundan sonra da yargılanmanın belirlenmiş olduğu gibi, 28Mesih de birçok kişinin günahlarını yüklenmek için tek bir kez sunulduktan sonra, kurtuluş için O’nu özlemle bekleyenlere, günahsız olarak ikinci kez görünecek.
a“man”: İsrail halkı Mısır’dan çıktıktan sonra, Tanrı’nın onlara verdiği ekmektir (bkz. Mısır’dan Çıkış 16:14-15,31).
Bölüm 9: Yazılı ve sesli anlatım
1Yasa’da gelmek üzere olan iyi şeylerin asıllarının tam sureti değil, gölgesi vardı. Bu yüzden, kâhinler, daimi olarak her yıl sunmakta oldukları aynı kurbanlarla, hiçbir zaman Tanrı’ya yaklaşanları eksiksiz kılamazlar. 2Yoksa, bir kez günahlarından arınmış olan ibadet edenlerin, günahlarıyla ilgili vicdanî algıları kalmayacağından, bu kurbanların sunulması sona ermez miydi? 3Aksine her yıl bu kurbanlarda günahların anımsanması var. 4Çünkü boğaların ve tekelerin kanının, günahları ortadan kaldırması imkânsızdır. 5Bu yüzden Mesih, dünyaya geldiği zaman şöyle dedi, “Kurban ve sunu istemedin ama bana beden hazırladın. 6Yakmalık sunu ve günah için sunulardan hoşnut olmadın. 7Sonra şöyle dedim, ‘İşte, geldim (kitabın tomarında hakkımda yazılmıştır), ey Tanrı, Senin isteğini yapmak için.’” 8Yukarıda, “kurban ve sunu, yakmalık sunu ve günah için sunuları” (bu sunular Yasa’ya göre sunuluyorlar) “hem istemedin hem de onlardan hoşnut kalmadın.” derken, 9sonrasında “İşte geldim, ey Tanrı, Senin isteğini yapmak için.” demiştir. İkincisini kurmak için birincisini kaldırıyor. 10İsa Mesih’in bedeninin tek bir kez sunulmasıyla, Tanrı’nın bu isteği uyarınca kutsal kılındık. 11Bir yandan her kâhin her gün hizmet ederek, günahları hiçbir zaman ortadan kaldıramayan aynı kurbanları sunmakta olup ayaktadır. 12Fakat diğer yandan İsa Mesih, günahlar için ebediyen geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağına oturdu. 13Artık Mesih, düşmanları Kendi ayakları altına iskemle olarak konuluncaya değin beklemektedir. 14Çünkü tek bir sunu ile kutsal kılınanları sonsuza dek eksiksiz kılmıştır. 15-16 Kutsal Ruh da bize tanıklık ediyor. Şöyle ki önce, “‘O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur:’ diyor Rab. ‘Yasalarımı onların yüreğine koyarak onların zihnine yazacağım.’” diyor. Sonra da, 17“‘Onların günahlarını ve kanun tanımazlıklarını bir daha asla anımsamayacağım.’” 18Bunların bağışlanması varsa, bundan böyle günahla ilgili bir sunu yoktur. 19Böylece kardeşler, İsa’nın kanıyla en kutsal yere girmek için güvenimiz var. 20İsa bu girişi, perdeden, yani Kendi bedeninden geçen taze ve diri bir yol olarak bizim için kutsadı. 21Ayrıca Tanrı’nın evi üzerine büyük bir kâhinimiz var. 22Bunlara sahip olduğumuza göre, yüreklerimizi kötü vicdandan serpmişa ve bedenimizi temiz suyla yıkamış olarak, tam iman güvencesinde, samimi bir yürekle Tanrı’ya yaklaşalım. 23Sarsılmadan bu umudun ikrarını sıkı tutalım. Çünkü vadetmiş olan Tanrımız güvenilirdir. 24-25Biz, bazılarının alıştığı gibi, toplanmayı bırakmayıp, aksine o günün yaklaşmakta olduğunu gördüğünüz ölçüde, fazlasıyla birbirimizi teşvik ederek, sevgiye ve iyi işlere özendirmek amacıyla birbirimizi düşünelim. 26Çünkü biz, gerçeğin bilgisine sahip olduktan sonra, rızayla günah işliyorsak, bundan böyle günahlarla ilgili bir kurban kalmaz. 27Aksine, yargıya ve karşı duranları yiyip bitirmek üzere olan ateşin hararetine dair korkunç bir bekleyiş kalır. 28Musa’nın Yasası’nı reddetmiş olan bir kişi, iki veya üç tanığın sözü üzere merhamet edilmeksizin ölür. 29Tanrı’nın Oğlu’nu ayaklar altında çiğnemiş, aracılığıyla kutsal kılındığı antlaşmanın kanını bayağı saymış ve Lütuf Ruhu’nu hor görmüş bir kişi, sizce bundan ne kadar daha kötü bir cezaya layık görülecektir? 30Çünkü “Öç Bana aittir, Ben karşılığını vereceğim.” diyor Rab. Ve yine, “Rab, halkını yargılayacak.” demiş Olan’ı tanıyoruz. 31Yaşayan Tanrı’nın ellerine düşmek korkunçtur! 32İlk günleri anımsayın. O günlerde aydınlandıktan sonra, acılara karşı büyük bir mücadeleye dayandınız. 33Bir yandan hakaretlerle ve sıkıntılarla rezil edildiniz, bir yandan böyle muamele edilenlerle paydaş oldunuz. 34Çünkü hem zincirlerime acıdınız, hem de, göklerde kendinize ait daha iyi ve kalıcı malınız olduğunu bilerek mallarınıza el konulmasını sevinçle kabul ettiniz. 35Bu yüzden güveninizi yitirmeyin; bunun büyük ödülü vardır. 36Yani, dayanıklılığa ihtiyacınız var ki, Tanrı’nın isteğini yapmış olarak vaade kavuşasınız. 37Çünkü artık “Azıcık zamandan sonra, gelecek olan gelecek ve gecikmeyecektir. 38Doğruluk sahibi kişi, iman sayesinde yaşayacaktır. Eğer çekinip uzak durursa, Canım ondan hoşnut olmaz.” 39Fakat biz, mahva götürecek olan çekinme duruşunda olan insanlar değiliz. İman edip canın kurtuluşuna kavuşanlarız.
a“serpmiş” : bkz. İbraniler 9:19-28
Bölüm 10: Yazılı ve sesli anlatım
1İman, ümit edilen şeylerin temeline, görülmeyen şeylerin kanıtına güvendir. 2Nitekim imanla ilgili olarak atalara tanıklık edildi. 3Çağların, Tanrı’nın sözüyle düzenlenmiş olduğunu; görülenlerin, görünenlerden var olmadığını imanla anlıyoruz. 4İmanla Habil, Tanrı’ya, Kayin’in getirdiği sunudan daha üstün bir kurban sundu. İmanı aracılığıyla, Habil’in doğruluğa sahip olduğuna, tanıklık edildi. Tanrı, Habil’in sunularına dair tanıklık etti. Habil imanı aracılığıyla, ölmüş olduğu halde hâlâ konuşulmaktadır. 5İmanla Hanok, ölmesin diye bu dünyadan nakledildi. “Yoktu; çünkü Tanrı onu nakletti.” Zira nakledilişinden önce Hanok’un, Tanrı’yı hoşnut etmiş olduğuna tanıklık edilmiştir. 6Ancak iman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkânsızdır. Çünkü Tanrı’ya yaklaşacak kişinin, O’nun var olduğuna ve Kendisini arayanları ödüllendireceğine inanması lâzımdır. 7İmanla Nuh, henüz görülmeyen olaylar hakkında uyarılınca, hürmetle korkarak ev halkının kurtuluşu için bir gemi inşa etti. Nuh imanıyla, dünyayı mahkûm etti ve imana dayanan doğruluğa mirasçı oldu. 8İmanla İbrahim, miras olarak almak üzere olduğu yere gitmeye çağrıldığı zaman, itaat etti. Nereye gitmekte olduğunu bilmeden yola çıktı. 9İmanla, başkasına ait bir yer olan vadedilen toprakta, yabancı vaziyetinde yaşadı. Aynı vaade ortak mirasçılar olan İshak ve Yakup’la beraber çadırlarda yerleşti. 10Çünkü mimarı ve yapıcısı Tanrı olan temelli kenti bekliyordu. 11İmanla Sara’nın kendisi de hamile kalmak için kuvvet aldı. Doğurganlık yaşı geçmişken doğum yaptı; çünkü vaadi vermiş olan Tanrı’yı güvenilir saydı. 12Ve böylece bir kişiden – hatta cinsel olarak ölü olan bir kişiden – sayıca göğün yıldızları gibi ve deniz kenarındaki sayılamaz kum taneleri gibi bir zürriyet doğdu. 13Bu kişilerin hepsi, imana sadık kalıp vaatleri almadan öldüler. Ancak vaatleri uzaktan gördüler, bağırlarına bastılar ve yeryüzünde kendilerinin yabancılar ve gurbetçiler olduklarını beyan ettiler. 14İşte böyle konuşanlar, bir vatan aramakta olduklarını gösteriyorlar. 15Çıktıkları ülkeyi anımsamakta olsalardı, dönmek için fırsat bulurlardı. 16Fakat şimdi, daha iyisini, yani göksel bir vatanı arzuluyorlar. Bu yüzden Tanrı, onların Tanrı’sı olarak anılınca onlardan utanmıyor. Çünkü onlar için bir kent hazırladı. 17-18İmanla İbrahim, sınandığı zaman, İshak’ı sunakta sundu. Kendisine, “İshak’ta sana zürriyet tanınacak.” denilmiş, vaatleri sevinerek almış olan İbrahim, biricik oğlunu sunmaktaydı. 19İbrahim, Tanrı’nın bir kişiyi ölüler arasından bile diriltme gücünde olduğu kanaatindeydi. Mecazi olarak aynen İshak’ı ölümden geri aldı. 20İmanla İshak, olacaklar hakkında Yakub’u ve Esav’ı bereketledi. 21İmanla Yakup, ölürken, Yusuf’un oğullarının her birini bereketledi ve değneğinin ucuna yaslanarak tapındı. 22İmanla Yusuf, hayatı sona ererken, İsrailoğullarının Mısır’dan çıkışı hakkında söz edip bunu anımsadı ve kendi kemikleri hakkında emir verdi. 23İmanla Musa, doğduğu zaman ebeveynleri tarafından üç ay gizlenildi. Çünkü çocuğu asil olarak gördüler ve kralın fermanından korkmadılar. 24İmanla Musa, büyük olduğu zaman, Firavun’un kızının oğlu olarak tanınmayı reddetti. 25Günahın geçici zevkine sahip olmak yerine Tanrı’nın halkıyla beraber kötü muamele edilmeyi seçti. 26Mesih’in aşağılanmasına paydaş olmayı, Mısır’ın hazinelerinden daha büyük bir servet olarak saydı. Çünkü verilecek ödüle odaklanıyordu. 27İmanla Musa, kralın öfkesinden korkmadan Mısır’ı geride bıraktı. Çünkü gözle görülemeyen Tanrı’yı görüyor gibi dayandı. 28İlk doğanları öldürecek olan melek İsrail halkına dokunmasın diye Musa imanla, Fısıh kurbanının kesilmesini ve kanının kapılara sürülmesini sağladı. 29İmanla İsrailliler, Kızıldeniz’den karadan geçer gibi geçtiler. Mısırlılar bunu yapmayı deneyince sular tarafından yutuldular. 30İmanla çevresi yedi gün dolaşılınca, Eriha’nın surları düştü. 31İmanla fahişe Rahav, casusları barışçıl bir şekilde kabul ettiği için, itaatsizlik etmiş olanlarla birlikte ölmedi. 32Ve daha ne diyeyim? Çünkü Gidyon, Barak, Şimşon, Yiftah, Davut, Samuel ve peygamberler hakkında anlatmayı denesem, zaman bana yetmez. 33Onlar iman aracılığıyla krallıkları yendiler, doğruluk sağladılar, vaatleri sahiplendiler, aslanların ağızlarını kapadılar, 34ateşin kuvvetini söndürdüler, kılıç ağızlarından kurtuldular, zayıfken kuvvetlendiler, savaşta güçlü oldular, yabancıların ordugâhlarını devirdiler. 35Kadınlar ölülerini diriliş yoluyla aldılar. Kimileriyse işkence çektiler. Daha iyi bir diriliş elde etmek için, salıverilmeyi kabul etmediler. 36Başkaları alay sözlerine, kamçı vuruşlarına maruz kaldılar, bazıları da zincirlendi ve hapsedildi. 37Taşlandılar, testereyle biçildiler, sınandılar, katliama kurban giderek kılıçla öldüler. Koyun ve keçi derilerinde yaşadılar. Yokluk, zulüm çektiler ve kötü muamele gördüler. 38Dünya onlara layık değildi. Issız yerlerde, dağlarda, mağaralarda ve yeryüzünün çukurlarında dolanıp durdular. 39Bunların hepsi, iman aracılığıyla kendilerine tanıklık edildiği halde, vaade kavuşmadılar. 40Biz olmadan onlar eksiksiz kılınmasın diye Tanrı, bizimle ilgili daha iyi bir şeyi öngörmüştü.
Bölüm 11: Yazılı ve sesli anlatım
1İşte bu yüzden biz de, etrafımızda bulut gibi yoğun, bu denli kalabalık bir tanık topluluğu bulunduğuna göre, her yükü ve bizi etkili bir şekilde kuşatan günahı kenara bırakıp önümüzde bulunan koşuyu dayana dayana koşalım. 2Bunu, imanın Kurucusu ve Tamamlayıcısı İsa’ya odaklanarak yapalım. İsa, önünde bulunan sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıha katlandı ve Tanrı’nın tahtının sağında oturmuştur. 3Yani, tükenerek canlarınızda bitkin düşmemek için, günahkârların Kendisine yönelik böyle bir karşıtlığına katlanmış Olan’ı düşünün. 4Siz, günaha karşı mücadele ederken, henüz kanınızı dökecek kadar direnmiş değilsiniz. 5Ayrıca, size oğullar diye hitap eden çağrıyı unutmuş oldunuz: “Oğlum, Rab’bin verdiği terbiyeyi hafife alma. Kendisi tarafından azarlandığın zaman, tükenme de. 6Çünkü Rab, sevdiği kişiyi terbiye eder, Kabul ettiği her oğulu değnekle terbiye eder.” 7Terbiye edilmek için dayanıyorsunuz. Tanrı, oğullarla ilgilenir gibi sizinle ilgileniyor. Yani, babası tarafından terbiye edilmeyen herhangi bir oğul var mı? 8Herkesin paydaş olduğu terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, gayri meşru çocuklarsınız. 9Kaldı ki, bize eğitmenler olan fiziksel hayatımızın babalarına saygı gösteriyorduk. Ruhların Babasına çok daha fazlasıyla boyun eğmeyecek miyiz? Bu, bize hayat sağlar. 10Çünkü bir yandan fiziksel babalarımız, kısa bir süre için, kendi uygun gördüklerine göre bizi terbiye ediyor oldular. Diğer yandan Tanrı, O’nun kutsallığına paydaş olalım diye, bize yararlı olacak şekilde bizi terbiye ediyor. 11Terbiye edilmek, hiçbir zaman o anda bir sevinç kaynağı olarak görünmüyor. Aksine, bir üzüntü kaynağı olarak görünüyor. Fakat sonradan, bunun aracılığıyla eğitilmiş olanlara huzur veren ürünü olan doğruluğu sağlıyor. 12Bu yüzden, sarkık ellerinizi ve hareketsiz kalmış dizlerinizi yeniden doğrultun. 13Sakat olan uzvun bükülmesi yerine iyileştirilmesi için ayaklarınıza düz yollar yapın. 14Hem herkesle esenlik içinde olmak hem de kutsallık peşinde koşun. Kutsallık olmadan hiç kimse Rab’bi görmeyecektir. 15Dikkat edin ki, Tanrı’nın lütfundan yoksun kalan veya acılık kökü olarak filizlenen bir kişi sıkıntı yaratıp bir çok kişinin kirletilmesine sebep olmasın. 16Bir öğün için ilk oğulluk hakkını satmış olan Esav gibi ahlaksız veya bayağı olan bir kişi aranızda olmasın diye dikkat edin. 17Zira sonradan Esav’ın, bereketi miras olarak almak istediği zaman reddedildiğini biliyorsunuz. Çünkü tövbeyi gözyaşlarıyla aradığı halde, tövbe için yol bulamadı. 18-19Zira dokunulabilir bir dağa, alevli bir ateşe, bir kara buluta, karanlığa, bir fırtınaya, bir borazanın sesine ve kimi sözlerin seslendirilmesine yaklaşmış değilsiniz. Bu sözlerin seslenişini duyanlar, daha fazlasının kendilerine söylenmemesini dilediler. 20Çünkü, “Bir hayvan bile dağa dokunsa taşlanacaktır.” emrini kaldıramıyorlardı. 21Bu görünüş o kadar korku vericiydi ki Musa, “Dehşete kapıldım, titriyorum.” dedi. 22Bunun aksine sizler, Siyon Dağı’na, yaşayan Tanrı’nın göksel Yeruşalim kentine, onbinlerce meleğe, 23göklerde kaydedilmiş ilk doğanların toplanmasına ve topluluğuna, herkesin Yargıcı olan Tanrı’ya, eksiksiz kılınmış olan doğruluk sahiplerinin ruhlarına, 24Yeni Antlaşmanın Aracısı olan İsa’ya ve Habil’in sunduğu kanın ifade ettiğinden daha üstün bir şey ifade eden serpmelik kana yaklaşmışsınızdır. 25Konuşan’ı reddetmeyesiniz diye dikkat edin. Çünkü yeryüzünde kendilerini uyaranı reddedenler, yargıdan kaçamadılarsa, biz, göklerden Konuşan’dan yüz çevirirsek, yargıdan kaçamayacağımız, ne kadar daha kesindir! 26O’nun sesi o zaman yeri sarstı. Ancak şimdi, “Ben, bir kez daha, yalnızca yeri değil, göğü de sarsacağım” diye vadetmiştir. 27”Bir kez daha” sözü, sarsılabilen, yani yapılmış olan şeylerin ortadan kaldırılacağını belli ediyor. Bu, sarsılamayan şeyler kalsın diye olacak. 28Bu yüzden biz, sarsılamaz bir krallık teslim alacağımıza göre, Tanrı’ya alçakgönüllülük ve hürmetle, O’nu hoşnut edecek şekilde hizmet etmemizi sağlayan lütfa sahip olalım. 29Çünkü Tanrımız yakıp yok eden bir ateştir.
Bölüm 12: Yazılı ve sesli anlatım
1Kardeş sevgisi baki kalsın. 2Misafirperverliği ihmal etmeyin. Çünkü bunun aracılığıyla bazıları, farkında olmadan melekleri konuk ettiler. 3Tutsak olanları, onlarla beraber tutsak edilmiş gibi, ve kötü muamele görenleri, kendiniz de bedende olanlar olarak hatırlayın. 4Herkeste evlilik şerefli, yatak lekesiz olsun. Ahlaksızlık ve zina edenleri Tanrı yargılayacak. 5Yaşayış tarzınız para sevgisinden uzak olsun; elinizdekiyle yetinin. Çünkü Tanrı, “Seni asla bırakmayacağım. Ve seni asla terk etmeyeceğim.” demiştir. 6Bundan dolayı bizler güvenle, “Rab bana Yardımcıdır. Korkmayacağım. İnsan bana ne yapacak?” diyoruz. 7Önderlerinizi anımsayın. Onlar size Tanrı’nın sözünü ilettiler. Onların tutumlarının sonuçlarını gözlemleyerek imanlarını örnek alın. 8İsa Mesih, dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır. 9Çeşitli aykırı öğretilere kapılıp sürüklenmeyin. Çünkü yüreğin, yiyeceklerle değil, lütuf ile temellenmesi iyidir. Yiyeceklerle meşgul olmuş olanlar, bunlardan yarar görmediler. 10Buluşma çadırına bağlı olan hizmetleri yapanların yeme yetkisine sahip olmadıkları bir sunağımız var. 11Çünkü kanı günah için başkâhin aracılığıyla En Kutsal Yer’e götürülen kurbanların bedenleri, ordugâhın dışında yakılır. 12Bu yüzden İsa da kendi kanıyla halkı kutsal kılsın diye, kent kapısının dışında acı çekti. 13Dolayısıyla biz, O’nun aşağılanmasına katlanarak ordugâhın dışına, O’nun yanına çıkalım. 14Çünkü burada kalıcı bir kentimiz yok. Aksine, gelecekte olacak olan kenti özlemle arıyoruz. 15Buna göre biz, Mesih aracılığıyla her zaman Tanrı’ya kurban sunusu olarak övgü – yani, O’nun ismini ikrar eden dudakların meyvesi – sunalım. 16İyilik yapmayı ve maddi yardımda bulunmayı ihmal etmeyin. Çünkü Tanrı, bu tarz kurbanlardan hoşnut kalır. 17Önderleriniz, hesap verecek olanlar olarak canlarınız uğruna bekçilik yapıyorlar. Bu yüzden onları izleyin ve onlara boyun eğin. Bunu yapın ki, onlar bu görevi inleyerek değil (çünkü öyle olursa size yararsız olur), sevinçle yapsınlar. 18Bizim için dua edin. Çünkü her şeyde iyi bir şekilde yaşam sürmek isteyip iyi bir vicdana sahip olduğumuzdan eminiz. 19Tez zamanda size iade edileyim diye, dua etmenizi fazlasıyla rica ediyorum. 20Ebedi antlaşmayı sağlamış olan kanda, koyunların büyük Çobanı olan Rabbimiz İsa’yı ölüler arasından diri olarak çıkaran, esenlik kaynağı olan Tanrı, 21Kendi isteğini yapasınız diye sizi her iyi işte donanımlı kılsın. Kendisini memnun edecek olanı, İsa Mesih aracılığıyla sizde yapsın. Mesih’e sonsuza dek yücelik olsun! Amin. 22Size rica ediyorum, kardeşler, yakarışla yaptığım bu öğüt sözünü hoş görün. Çünkü size kısaca yazdım. 23Timoteos kardeş, salıverilmiştir; haberiniz olsun. Yakın zamanda gelirse kendisiyle beraber sizi göreceğim. 24Bütün önderlerinizle bütün kutsallara selam söyleyin. İtalya’dan olanlar size selam söylüyorlar. 25Lütuf hepinizle olsun. Amin.